25 Kasım 2020 Çarşamba
Moskova
Kısa Kısa

Haluk Aydınoğlu

Crediteurope Bank Genel Müdürü

Haluk Aydınoğlu
A- A+

"Şimdi Rusya’ya baktığımız zaman devlet bankalarının özellikle yurtdışından borçlanamaması negatif bir etken. Doların bu kadar değer kazanması ekonomi için negatif bir etken. Negatif etkenler yok demek çok doğru değil. Ama tabii ki işin bazı politik boyutu da olabilir."

 

Faridun Usmonov: Rus ekonomisi son 1 yıldır Batı tarafından uygulanan yaptırımlara maruz kalarak ciddi bir krizle yüzyüze. Sizce Rusya’nın bu krizden kurtulması ne kadar zaman alır?

Haluk Aydinoğlu: Yaptırımların tabii ki çok önemli bir etkisi var ama petrol fiyatlarının da en az yaptırımlar kadar bir etkisi var, bunu gözardı etmemek lazım. Çünkü yaptırımlar ilk başladığı zaman etkisi bu kadar ağır olmamıştı. Petrol fiyatları üzerine eklenince biraz daha etkisini ağırlaştırdı diyebiliriz. Benim açık görüşüm 2015 yılının kayıp bir yıl olacağı yönünde. 2015’te hızlı bir düzelme olacak gibi gözükmüyor. En iyimser tahminlere göre 2016, belki de Cumhurbaşkanın da belirttiği gibi, -Sn. Putin, 2 yıl demişti hatırlarsanız- 2016 yılının sonu gibi bir döneme denk geliyor. Buna daha realist bir senaryo olarak bakmak doğru olur. Zaten hukümet ve Cumhurbaşkanının da beklediğine paralel olarak düşünmek daha doğru olur. Daha erken dönemde tam bir iyileşme olacağını beklemek biraz iyimserlik olur.

Faridun Usmonov: Hepimiz 2014 Aralık sonunda Ruble’de yaşanan o korkunç düşüşü hatırlıyoruz. Toplumda adeta bir panik havası esiyordu. Rusya hükümetinin Ruble kurunu stabile etmesi için attığı adımları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Haluk Aydinoğlu: Bizim görüşümüz, stabilizasyon sağlandığı yönünde. Çünkü hatırlarsanız o günlerde dolar fiyatı 80 Rubleye kadar çıkmıştı. Sonra geri geldi. O birkaç günlük panik havasını saymazsak, kur şu anda 55 ile 65 arasında oynuyor. Merkez Bankasının müdahalesi olmadan biraz yukarıya gidiyor ve tekrar aşağıya iniyor, ve 60’larda bir stabilizasyonu sağlıyor. Bu stabilizasyonda tabii ki faizin artırılmasının etkisi oldu, şimdi o da yavaş yavaş düşüyor gibi gözüküyor. Ben 10 yıldır Rusya’dayım. Rusya’da her sene, şimdi azalmış olsa da yaklaşık %7-8’lik bir enflasyon var. Ama kur çok uzun zamanlardır 30’lar seviyesindeydi. Bu durumda ne oldu? Rusya’daki ürün ve hizmetlerin Dolar veya Euro karşısındaki değeri Batılı ülkelere göre pahalı bir hale geldi. Bunun sonucunda Rusya ithalatını arttırmaya başladı, çünkü burada üretim rantabl olmamaya başladı. İşte bu açıdan baktığımız zaman kurun 60’ larda stabilizasyonunun bu enflasyonist birikimin biraz kendini normalleştirme süreci olarak düşünebiliriz. Aynı durum Türkiye’de de olmuştu. Uzun vadede küçük ve orta ölçekli üretimine ağırlık verilirse, hem ithalatın azalması hem de dış ülkelere bazı ürünlerin satılmasıyla bu kriz fırsata çevirilebilir. Türkiye krizden böyle çıkmıştı.

Kriz dönemleri için yararlı diyebilmek çok doğru değil, tabii ki. Ama krizi doğru yönetip onu fırsata çevirebilmek mümkün. Türkiye Rusya’dan daha fazla kriz yaşamış bir ülke. Devalüasyon tabii ki istenmeyen bir olgu, insanlar birden bire paralarını kaybediyor bir anlamda. Ama devalüasyonun dolaylı olarak Türkiye’de üretimi artırdığını da gördük. Dışarıdan hep mal alan bir Türkiye, dışarıya sadece meyve ve sebze satan bir Türkiye, şimdi otomobil de satıyor, televizyon da satıyor, yani üretime dayalı mallar satıyor. Kriz dönemlerinin Türkiye’ye en azından böyle bir faydası oldu. Türkiye üretimle istihdam yarattı. Rusya da bunu yapabilir. Şimdi de görüyoruz mesela demir çelikte olsun, metal işlemelerde olsun, işlenmiş kerestede olsun, bu tür şirketler dışarıya mal satmaya başladı. Rusya özelinde de, bu krize, bu bakımdan bir fırsat olarak bakılabilir.

Faridun Usmonov: Genellikle kur çalkantılarından bankalar kazançlı çıkıyorlardı. Ancak bu defa bankalar bu krizden yararlanamadılar diye bir anlayış var. Siz buna katılıyor musunuz?

Haluk Aydinoğlu: Bankaların bundan 5-10 sene önceki dönemlerde, sadece Rusya’da değil dünyanın her tarafında bu tip kriz ortamlarında spekülatif hareketlerle çok karlı çıktıkları doğrudur. Yani bu Rusya’ya has bir konu değil. Ama yeni modern regülasyonlarla -ki dünyanın her tarafında Merkez Bankaları hemen hemen aynı dönemde bu regülasyonları hayata geçirdi- bu tür spekülatif hareketler sınırlanmaya, kontrol altına alınmaya başlandı.

Credit Europe Bank özelinde; risk politikalarımız çerçevesinde kur riski taşımıyoruz ve taşımak istemiyoruz. Şayet nakit akışından kaynaklanan herhangi bir pozisyon oluşursa bu pozisyonu uluslararası bankalarla yaptığımız SWAP işlemleri ile kapatıyoruz, yani pozisyon riski taşımıyoruz. Hal böyle olunca, herhangi bir pozisyon taşımadığımız için, bankamız kur dalgalanmalarından olumlu ya da olumsuz etkilenmiyor.

Şu da bir gerçek ki müşterilerin bir kısmının Dolar cinsi kredisi var ve kurun yükselmesiyle zorlanabilirler. Bu sebeple, bireysel müşterilerimize Dolar bazında kredi vermemeye her zaman dikkat ettik. Geliri Dolar bazında olan bir kaç yabancının aldığı ev ve araba kredisi dışında bizim bilançomuzda neredeyse dolar bireysel kredi sıfıra yakındır. Çünkü biz Rusya vatandaşlarına maaşları Ruble iken kur riski aldırarak Dolar kredi vermeyi bankacılık etiğine uygun bulmadık.

Faridun Usmonov: Bankanız aslında Rusya’da tüketici kredisi konusunda önde gelen bankalardan biri...

Haluk Aydinoğlu: Evet. Ve neredeyse bu kredilerin %98-99 Ruble olarak kulandırıldı. O yüzden böyle bir riskimiz oluşmadı. Biz Dolar kredisini kime vermiştik? Şirketlere, kira geliri Dolar olan şirketlerin ipoteğine karşılık. Orada sıkıntı ne olabilir? Dolar kiralar düşmeye başlayınca ödeme zorluğu olabilecek müşteriler ortaya çıkabiliyor. Ruble kazanan insanlara Dolar cinsi kredileri verilir, onlarda ödeyemez duruma gelirse o zaman banka da zor duruma girebilir. Bu da zaten geçmişte bir sürü ülkede örneğini gördüğümüz gibi yapabileceğimiz en büyük hata olurdu zaten.

Faridun Usmonov: Peki tüketici kredilerde bir düşüş görünüyor mu?

Haluk Aydinoğlu: Evet, bir düşüş var. Bizim en aktif olduğumuz alan araba kredileri idi. Yılbaşından sonra araba satışları azaldığı için kredi kullanmak isteyen müşteri sayısı da doğal olarak azalınca taşıt kredisi kullandırımlarında düşüş oldu. Bu piyasa şartlarında nakit tüketici kredisine de çok sıcak bakmıyoruz. Daha ufak meblağlı mal veya hizmetlerin satın alımı için kullanılan ve vadesi daha düşük olan tüketici finansmanı kredilerine daha çok ağırlık veriyoruz. Dolayısıyla kredi kullandırım hacimleri geçtiğimiz senelerden daha düşük gerçekleşiyor.

Bunun yanı sıra krizin –indirekt- etkisinin de olduğunu söyleyebiliriz. Aralık ayında tüketicilerin harcamalarında tavan yaptığını gördük. Fiyatların yılbaşı sonrası artacağı düşüncesiyle neredeyse bir sonraki senenin ihtiyaçlarının -eve mobilya, elektronik eşya, buzdolabı, ve hatta kürk- alındığına şahit olduk. Böyle bir alışveriş furyası sonrası satışların düşmesi ve tüketici kredilerine olan talebin azalması normal.

Faridun Usmonov:Bankanız Rusya’nın birçok bölgesinde çalışıyor. Her yerde mi bu tür düşüş yaşanıyor?

Haluk Aydinoğlu: Her bölgede, şehirde aynı değil. Özellikle Sibirya bölgelerinde, yani bizim faaliyet gösterdiğimiz Novosibirsk, Tyumen, Surgut, Krasnoyarsk gibi şehirlerde tüketicilerin alım gücü, işsizlik oranları, ödeme disiplinleri hala iyi. Bizim kendimizi en başarılı bulduğumuz bölge Tataristan’dır. O bölgede açtığımız şube sayısı, iş hacmimiz daha fazla. Orada da bir sıkıntı görmedik açıkçası. Rostov, Krasnodar gibi güney şehirleri, diğer bölgelerden daha fazla etkilendi bu gelişmelerden. Orta bölgelerde, özellikle tek fabrikanın olduğu şehirlerde etkilenme daha fazla oluyor. Örneğin, Nijniy Novgorod, ekonomisi çok büyük ama bir tane şirket ekonominin çok büyük kısmını oluşturuyor. Yine Tolyatti’yi örnek olarak verebileceğimiz bu tür şehirlerde, biz daha fazla etkilenme görüyoruz. Ama özellikle Sibirya’da Tyumen gibi petrol şehirlerinde işsizlik zaten yoktu halen de yok. ‘Gün sonunda Doların kuru ne oldu?’ sorusu, Tyumen’de yaşayan insanların hayatlarında çok önemli bir fark yaratan etken değil, insanlar normal hayatlarına devam ediyorlar. Bunu görüyoruz.

Faridun Usmonov: Sizce 2015`de petrol fiyatları ne durumda olacak?

Haluk Aydinoğlu: Bilsem çok mutlu olurdum zaten. Bugün herkes ayrı bir yorumda bulunuyor. Citibank 20 Dolara düşeceğini söylemiş. Tekrar 85–100 Dolar arasına çıkacak diyenler var. Bilen yok esasında. Mesela Goldman Sachs bir aralar 200 Dolar olacak, başka türlü olamaz diye anlatmıştı. Bugün bile okursanız petrol fiyatının 200 Dolar olacağına inanırsınız. O kadar inandırıcı anlatmışlardı. Bundan 2 yıl önce düşeceğini öngören kimse de yoktu. Hatta bu son dönemde hızla düştüğünde, düşecek diyenler de bu seviyeye geleceğini kesinlikle tahmin etmemişlerdi. 70 Dolar civarında bir rakamı tahmin etmişlerdi. Demek ki kimse aslında petrolün ne olacağına ilgili çok net bir analiz yapamıyor, diye düşünüyorum.

Faridun Usmonov:Rusya hükümeti bütçesini hazırlarken 50 dolar olarak hesapladı...

Haluk Aydinoğlu: Bu bir konservatif yönetici tavrıdır. Rusya hükümeti tabii ki bu şekilde davranmak zorunda. Düşünün şimdi, 80 Dolar yapacağım dese ve olmazsa bütçe açık verir. İyi politikacılar, iyi hükümetler, karamsar bir rakam koyup ona göre bütçe hazırlamak ve sonra iyimser bir şey olursa onun faydalarını paylaşmak ister. Dolayısıyla hükümetin yaptığı bir tahmin değil, ‘kötümser bir senaryoyu koyalım ve eğer senaryo gerçekelşirse ne yapacağımızı bilelim’ türünden basiretli yönetici yaklaşımıdır. Petrol fiyatı şu an düştü ve petrolde bir arz talep dengesizliği var, deniyor. Petrol arz talep dengesizliği günde 2 milyon varilden daha az bir rakam. Yani korkunç bir arz talep dengesizliği yok. Bugün Suriye, Irak ve diğer ülkelerde huzursuzluklar yaşanıyor. Oradaki petrol kuyularında bir olay çıkar ise 2 milyon varil üretim çok rahat piyasadan çekilir. İkincisi şimdi dünyada yeni petrol nerede çıkıyor? Amerika’da kaya petrolü var, Rusya’da yeni petrol alanları olarak Arktik ve soğuk bölgelerde çalışmalar var, bir de derin denizde yapılan çalışmalar var. Bu üçünün ortalama maliyeti olarak 65 Dolar gibi bir rakam buluyorsunuz. Daha ucuza üretim yapılan yerler olduğu gibi daha pahalı yapılan yerlerde var. Bu arz talep dengelerine bakarken dikkat edeceğimiz nokta yeni kaynakların maliyetinin 65 Dolar olduğu. Eski kaynaklar ise yavaş yavaş tükeniyor. Başka bir faktör ise üretici ülkelerin bütçe dengesi. Rusya varil başına 50 Dolara göre yapıyor bütçesini, ama mesela Suudi Arabistan’ın bütçesinin dengelenmesi için gereken rakam 50 Doların çok daha üzerinde. Orada yönetim yeni değişti ve bazı iç huzursuzluklar var, hükümet para harcayıp bunu düzeltmek istiyor. Libya’da da durum karışık. Kuzey Irak’taki durum çok net değil gördüğümüz kadarıyla. Bu kadar belirsizlikler varken kanaatimce uzun vadede 60 Dolar altındaki rakamlarda kalması çok mümkün değil. Ama 80 Dolara, 90 veya 100 Dolara çıkar mı? bunu bilmek, tahmin etmek çok zor. Bence kimse bilmiyor. Ama kesinlikle 20 veya 30 Dolara inmesini beklemediğimi söylemek isterim. Belki manipulasyon sebebiyle bir iki haftalığına inebilir ama kalıcı bir şekilde 30 Dolar olması mümkün değil.

Faridun Usmonov: O zaman Ruble kuru da stabil olacak...

Haluk Aydinoğlu: Belki biraz daha geri gidebilir. Tahminimce artık 30’u görmeyeceğiz., ama 55-60 seviyesinde oturacağını düşünüyorum. Ben pozisyon almaya çok karşı bir insanım. Tüccarın işi de kurla oynamak değildir, bankacının da işi hiç değildir. Herkesin yaptığı işi yapması lazım diye düşünüyorum. Petrol fiyatınında bir miktar yukarı gitmesini bekliyorum.

Faridun Usmonov: Herkes Merkez Bankası`nın bundan sonraki faiz politikasını merak ediyor. Sizce ciddi değişiklikler olacak mı?

Haluk Aydinoğlu: Merkez Bankası’nın gösterge faizi %15. Gösterge faizi %15 iken bankaların uzun vadeli kredilerde %20’nin aşağısında kredi kullandırması mümkün değil. Bu oranla nasıl iş yapılabilir ki? Hem işlerini devam ettirecekler, hem para kazanacaklar, hem de bunun faizini ödeyecekler; bu çok mümkün gözükmüyor. Enflasyonist bir ortam olursa doğal olarak bu faiz seviyeleri kalacak. Ama ben Rusya’da çok kalıcı enflasyonist bir ortam beklemiyorum. Evet fiyatlar yükseldi ama her sene yüzde 15-20 enflasyon olmasını beklemiyorum. Merkez Bankası’nında faizi göreceli olarak, yavaş yavaş düşüreceğine inanıyorum.

Rusya Merkez Bankası’ndaki ekip, çok iyi bir ekip. Piyasaya çok hakimler, gerekli müdahaleleri hızlı yapıyorlar. Aynı durum 2008 krizinde de olmuştu. Alınması gerekn bir çok karar konusunda Avrupadakilerden 10 kat daha hızlı davrandılar. Ama şu anki konjonktür 2008 yılına kıyasla daha zor ve farklılıklar var. Bir yandan petrol fiyatıyla ilgili durum, ekonomik olarak sıkışma var, diğer yandan Rusya’nın dışarıya koyduğu bazı yaptırımlar var. Bunlar normalde bir çok ülkede her gün gördüğümüz olaylar değil. Bu kadar zor ortamda bile bugün ortam çok sakin. Mesela bankalara mevduatlarını çekmek için müşteri akını yok. Benzer olaylar başka ülkelerde üçte biri kadar dahi olunca çeşitli dalgalanmalar oldu. Bankaların camları kırıldı Arjantin’de. Diğer başka ülkelerde farklı olaylar meydana geldi.

Rusya’da ise Merkez Bankası, bakanlıklarla uyumlu çalışarak, son derece profesyonel bir yaklaşımla ekonomiyi yönetiyor. Hata yapılıyor mudur? Belki yapılıyordur. Ama o konjöktürün hepsini anlayıp, değerlendirip ‘bu hatadır / değildir’ diyebilecek benim şahsen ne bilgi birikimim var ne de o kadar olaylara detaylı hakimiyetim var. Bu noktadan bakarsak, bence bütün bu konjonktür içinde durum o kadar kötü değil. Belirli bir stabilite görüyorum açıkçası. Mesela sizinle burada oturup konuşurken üç tane kredi imzaladım. Miktarlar ufak, çünkü müşterilerimize diyoruz ki ihtiyaçlarınızdan fazlasını almayın, minimize etmeye çalışın, mümkün ise kısa vadeli alın. Ticaret devam ediyor, dükanlar çalışıyor, inşaatlar biraz durmuştu şimdi onlarda biraz toparlandı. Mesela biz tarım sektoründe çalışmıyoruz ama tarıma yatırım yapmak isteyenler artmaya başladı.

Faridun Usmonov: Ruble ve Türk Lirası ile ticaret konusu yıllardır gündemde. Sizce bunun gerçekleşebilmesi için neler yapılmalı?

Haluk Aydinoğlu: Ruble ve Türk Lirası ile ticareti bankamız üzerinden gerçekleştirilebiliyor. Bu hizmetimizin gayet başarılı olduğunu görüyoruz. Biz sonuçta bir Rus bankasıyız ve müşterilerimizin yüzde 99'u Rus. Ama Moskova’da özellikle yüksek maaşla çalışan Türklerin bir çoğunun hesabı bizde. Biz ne yaptık? Burada Ruble ile maaş alan müşterilerimizin paralarını Türkiye’ye direkt TL olarak yatırıyoruz. Yani arada döviz alım-satımından kaynaklanan kur farkını ortadan kaldırdık. İkincisi özellikle turizm operatörleriylede aynı operasyonları yapıyoruz. Yani ödemeleri Türkiye’de TL olarak varsa bankamız üzerinden direkt TL olarak yapıyoruz. Turizm operatörlerinin avantajına geliyor.

Ticaretin geneline baktığımız zaman öncelikle SWAP piyasasının oturması lazım, diye düşünüyorum. Çünkü üretici gerçekten kur riski almak istemez. İki ülke arasındaki ticaretin Ruble veya TL ile daha fazla yapılabilmesi için TL - Ruble SWAP piyasasının da gelişmesi gerekmekte. Şu anda TL Ruble SWAPlarının çoğu önce Ruble→Dolar, sonra Dolar →TL şeklinde yapılıyor veya tam tersi, dolayısıyla iki defa çalışıyor sistem. O yüzden bu anlaşmaları Dolar bazında yapmak SWAP yapan müşteriler için daha ucuza geliyor. Şimdi TL→Ruble ticaret hacmi çok büyük olmadığı için uluslararası pazar yapıcılar -JP Morgan, Citibank gibi şirketler- bu SWAPları yapmıyorlar. İki ülke hükümetinin piyasa büyüyünceye kadar kendisinin bu işi yürütmesi gerekiyor. Piyasa büyüdükten sonra zaten bu işi yapmaya gönüllü olan piyasa yapıcılar ortaya çıkacak. Mesela Sberbank bunu yapacaktır. Çünkü Sberbank’ın Türkiye’de de bankası var. Ama biraz altyapıyı hazırlamak lazım, yani işin başlaması lazım.

Faridun Usmonov: Sberbank Denizbank’ı satın aldıktan sonra Sberbank yöneticileri bu satınalma sayesinde Türkiye bankacılık sektöründeki birçok yenilikçi hizmetleri adapte edinme fırsatı yakaladıklarını söylemişlerdi. Rusya`daki bankacılık ile Türkiye`deki bankacılık arasında bireysel ve kurumsal bankacilikta ne tür avantajlar, fırsatlar ve zorluklar mevcut? Bir karşılaştırma yapabilir misiniz?

Haluk Aydinoğlu: Türkiye’deki bankacılık, özellikle bireysel bankacılık ve kredi kartı, ATM, İnternet bankacılığı tipi konularda Rusya değil bence Avrupa’nın hemen her ülkesinden daha ileridedir. Özellikle de teknolojik altyapı, ürün çeşitliği ve ürün sunma anlamında.. Türkiye’deki kartlarda çok güzel loyalty programları var, bunlar perakende sektörünün loyalty programları ile örtüşük, taksit alma imkanı var, taksit atlama imkanı var, aklınıza gelen her şey var. Yani Türkiye kredi kartı ve tüketici finansmanı konusunda çok güçlü.

Ama mesela Türkiye’de daha yeni gelişmeye başlayan ama bizim Rusya’da 2004’ten beri yaptığımız, büyük perakende zincirlerindeki anında tüketici finansmanı konusunda, Rusya çok daha ileri bir seviyede. Türkiye’de kredi kartı o kadar güçlüydü ki dükkanlarda anında kredi kullandırımı hiç gelişmemişti. Türkiye’de araba finansmanı çok zayıftı, mesela. Şimdi daha yoğun olarak başladılar.

Rusya’da daha güçlü olan taraf bence yatırım bankacılığı. Türkiye’de tabii ki Goldman Sachs gibi büyük bankalar yatırım bankacılığı yapıyorlar ama Türkiye kendi yatırım bankalarını çıkartamadı. Var ama ufaklar, kesinlikle pazar lideri değiller, daha ‘niş’ler. VTB, Sberbank, Gazprombank bence daha ufak pazara hizmet ediyorlar ama kalite açısından Amerikan yatırım bankalardan çok fazla farkları yok. Zaten ekipleri de çok benzeyen ekipler. Türkiye bu konuda geride kaldı.

Mesela biz burada ilk Ruble bonoyu -piyasaya satma anlamında söylüyorum- 2004 yılında çıkmıştık. Türkiye’de ise bankaların bono çıkması Rusya’ya göre yeni. Her ülkenin tabii ki güçlü olduğu ve zayıf olduğu yerler oluyor.

Faridun Usmonov: CreditEuropeBank Rusya pazarında tüketici kredisi konusunda önde gelen bankalardan biri. Krizde bankanız ne tür önlemler aldı? Mevcut piyasa koşullarında ne şekilde adaptasyon yapılıyor?

Haluk Aydinoğlu: İlk olarak yaptığımız, kredi kriterlerinin daha sıkılaştırması, oldu. Son gelişmelerin öncesinde bunu yapmaya başlamıştık, çünkü hafiften piyasa rakamlarında bir kötüleşmeyi görmüştük. Sonuçta krizde politikanızı sıkılaştırmadığınız zaman kriz sonrası bir şansınız kalmıyor. İkinci olarak Merkez Bankası faizleri artırınca mecburen masrafları kredilere yansıtmak zorunda kaldık. Üçüncü önlem olarak zaruri olmayan masrafları kestik. Onun en kolay yolu şubelerin kira anlaşmalarının tekrardan konuşulması, yatırım bütçelerinin kesilmesi, döviz cinsinden olan kontratların Rubleye çevirilmesi. Bu önlemleri almak zorundasınız. Çünkü yapmazsanız zarara geçersiniz.

Faridun Usmonov: Peki personel kesintilere gittiniz mi?

Haluk Aydinoğlu: Kendi isteğiyle işten ayrılan bir çok insan var, hala bu ortamda bile. Ya başka bir iş bulup ayrılıyor, ya bulunduğu yerden taşınması gerekiyor, ya okula geri dönüyor v.s. O ayrılanların yerine yeni bir eleman almadık, kurum içi transferleri arttırdık. ‘500 personeli işten çıkartalım, tazminatları verip yollarımızı ayıralım’ gibi bir yaklaşımımız olmadı. Çünkü bu insanlar iyi günlerde bizim para kazanmamıza yardımcı oldular. Görece daha zor günleri paylaşmak lazım. Sonuçta eleman sayısı ciddi bir oranda, %30-40 civarında azaldı. Bu azalmayı hiç hissettirmeden gerçekleştirdik.

Faridun Usmonov: Banka olarak hangi ürünlerde potansiyel görebiliyorsunuz?

Haluk Aydinoğlu: İleriye dönük baktığımız zaman kısa vadeli tüketici kredileri şu anda birinci önceliğimiz, kredi kartları ikinci önceliğimiz, birde faktoring dediğimiz yine kısa vadeli olan ürünümüz. Yani biz şu anda kısa vadeli gitmek istiyoruz bütün ürünlerimizde. Bu yüksek faiz ortamı çok uzun süre kalıcı olmazsa müşterilerimizi böyle bir gereksiz bir yükün altına sokmak istemiyoruz. Piyasa biraz daha stabilize olunca tekrar eski business modelimize döneceğiz diye bakıyoruz.

Faridun Usmonov: Peki mevcut kriz döneminde bugün Rusya’da hangi fırsatlar doğdu?

Haluk Aydinoğlu: Özellikle dışarıya mal satabilecek sektörlerde büyük bir fırsatlar oluştu diye düşünüyorum. Tarım sektöründe fırsatlar var diye bakılabilir. Nasıl yapılır gerçekten bilmiyorum, ama bilen bakmalıdır. Uzun vadede biz özelikle konut inşaatında bir açık görüyoruz. Özellikle orta segment konutlarda. Çünkü 70’lerde yapılan konutlar hızla eskiyor, insanlar yaşam kalitelerini artırmak istiyorlar. Site tarzı, içinde yüzme havuzu olan, spor alanları olan konutlarda biz orta vadede fırsat olduğunu düşünüyoruz.

Faridun Usmonov: aptırımların bir devamı olarak Rusya’nın SWIFT sisteminden çıkartılabileceğini söylüyorlar. Bu durumda Rusya’daki bankacılık sektörün durumu ne olacak? Bankanız bundan zarar görür mü?

Haluk Aydinoğlu: Ben bir kere ona inanmıyorum. Çünkü SWIFT bir özel kuruluş, bir devletin malı değil. Bankalararası para transferin tek yöntemi SWIFT değil. Başka yöntemleride var. Çok daha ufak meblağ transferler için Western Union var. O da bir para transfer metodolojisi. Bire bir direkt para transfer yöntemleri var. Sadece SWIFT’in yasaklanması serbest ticaret prensiplerinin, DTÖ kurallarının hepsinin apaçık ihlali demektir. Bunu mahkemede de Rusya rahatça kazanır, benim görüşüm. SWİFT’in genel müdürü, ‘Neden bizim adımıza spekülasyon yapıyorsunuz. Biz özel kuruluşuz. Yaptırım yapmak istiyorsanız Rusya ile ticareti tümüyle yasaklayın o zaman. Ama sadece beni yasaklayıp rakiplerimi serbest bırakacaksınız, doğru olmaz’ dedi. Bence de çok doğru bir şey söyledi.

Bence bu konu birazda ekonomi ve bankacılığın içini bilmeyen politikacıların arkası boş bir söylemi. Tümüyle Rus bankacılık piyasasını izole etmek gibi bir karar çıkartırlarsa -ki Ukrayna’daki sürecin başlamış olması, başarılı sayılabilecek bir şekilde gidiyor olması, Avrupa’dan gelen bazı pozitif mesajların varlığı gibi gelişmelerden sonra- böyle bir karar alınırsa Rus bankacılık sistemi etkilenir. Ama Avrupanın kendisi de çöker bu arada. Avrupa, Rusya’ya para akışı olmazsa, o zaman Rusya’ya doğal gaz parasını nasıl ödeyecek? Rusya o zaman doğal gaz parasını ödemeyen Avrupa’ya doğal gaz satacak mı? Rus şirketlerinin Avrupa bankalarına olan borçları var, onları nasıl ödeyecekler? Dolayısıyla, bu konunun politikacıların arkasını düşünmeden yaptıkları söylemlerden biri olduğunu düşünüyorum.

Uzun vadede Sberbank gibi bankalara yaptırımların devam edeceğini pek sanmıyorum. Sberbank, yarısı halka açık ve halka açık olan payın Londra’da borsada satışı olan bir şirket. O yatırımcının ne suçu var? Yani serbest piyasa ekonomisinin dinamiğine, DTÖ’nün kurallarına, uluslararası finans piyasasına aykırıdır bu yaptırımlar.Yavaş yavaş kaldırılacak diye tahmin ediyorum.

Faridun Usmonov: Peki bir çok reyting şirketleri Moody’s gibi şirketler arka arkaya Rus bankaların reytinglerini düşürdüler. Bunlarda da siz bir siyasi neden mi görüyorsunuz yoksa gerçekten de Rus ekonomisinin durumu kötü oldu ve reytinglerin düşürülmesi doğru bir karardı?

Haluk Aydinoğlu: Reyting şirketlerinin değerlendirmelerinde siyasi etmen her zaman olmuştur. Onun oranı ne kadardır, o ayrı bir konu. Ama o etken vardır. Yıllardır Türkiye’yi ‘Investment Grade’ yapmadılar. Ama Türkiye’den daha kötü durumdaki ülkeleri yaptılar. Türkiye Osmanlı İmparatorluğunun borcunu da ödemiş, bugüne kadar hiçbir zaman borcumu ödeyemem diye piyasaya çıkmamış olan bir ülke. Ama buna rağmen Investment Grade’i daha yeni verdiler. Bir tanesi de hala yapmadı. Reytingin karşılığı nedir? O ülkenin borcunu ödeyip ödeyememe kapasitesinin bir orantısı. Türkiye bugüne kadar bir defa bile böyle bir durumda kalmamışken bu kadar zor ve uzun bir sürede yatırım yapılabilir seviyeye gelmesi kararda bir politik etkinin olduğunu kabul etmek anlamına gelir. Ama ne kadardır o etken? onu bilmek çok zor. Sadece de politik etkenlede yapmıyorlar, o gerçeği de kabul etmek lazım.

Haberi Paylaşın


RUSYA'DA EKONOMİ
Borsa Bilgileri Gerçek Zamanlıdır*
Moskova Borsası Bilgileri Yükleniyor ...
Borsa bilgileri Moskova Borsası stratejik ortağı Finanz.ru'dan alınmaktadır.
UA-3754761-52 Rusya'da Bugün