23 Kasım 2019 Cumartesi
Moskova
Kısa Kısa

Murat Vural; işinde “aşk ile çalışan” gerçek bir profesyonel!

Profesyonel bankacılık kariyerine nokta koyarak Ant Yapı bünyesinde Finans işlerinden sorumlu yönetici olarak çalışmaya başlayan Murat Vural ile Rusya'da Bugün olarak gerçekleştirdiğimiz keyifli söyleşiyi buradan okuyabilirsiniz...

Murat Vural; işinde “aşk ile çalışan” gerçek bir profesyonel!
A- A+

Rusya’da Bugün: Uzun yıllar sizi bankacı kimliği ile tanıdık. Bankacılık serüveniniz nerede başladı?
 
Murat Vural: Bankacılığa ilk adımı 1994 yılında part-time çalışmaya  başlayarak attım. Şu an tarihin sayfalarında yerini almış, o zamanın en iyi bankaları arasında sayılan Dışbank idi ilk yuvam. Okuldan artan, belki de devam zorunluluğu olmadığı için gitmek zorunda olmadığım üniversite yıllarımın son yılını bu bankada geçirdim. Yoğun ama, bir o kadar da eğlenceli olarak  değerlendiriyorum geriye dönüp baktığımda o bir yılı.
Ardında üniversite bitti ve tam zamanlı iş stresi başladı. Bu dönem üniversiteden mezun olan her genç gibi bir çok sınava girdim ve onlar içinden Tutunbank daha sonraki adıyla Yaşarbank Uzman Yardımcılığı sınavını kazandım. O günlerde uzman yardımcılığı pek de yabana atılacak bir kadro değildi bankalarda. Yaklaşık 3 aylık bir eğitim  ve  ardından her bankacının adım atması gerektiğine inandığım krediler bölümünde görev aldım.
 
 
Yaşarbank deneyimi 6-7 ay gibi kısa ancak kazanılan dostluklar bakımından zengin ve dolu bir macera oldu.
Bu dönem içinde aklımın bir köşesinde Müfettiş olma fikri yer etmişti bu nedenle Tutunbank’da iken sınavlara girmeye devam etmiştim. Bu isteğin bir sonucu olarak 1996 yılında hem okul hem de yuva olarak gördüğüm Garanti Bankası Teftiş Kurulunda göreve başladım.
 
RB: Moskova’ya geliş sürecinizden bahsedermisiniz?
 
MV: Garanti Bankası Teftiş Kurulu bir okul ve aile gibi . Burada hep öğrenme ve kendini geliştirme ile geçen 7 yıllık müfettişlik serüveni 2002 yılı Ağustos ayında Garantibank Moskova’nın teftişi için beni Rusya’ya sürükledi. Zor ve heyacanlı ama bir o kadar da yoğun 3 aylık bir denetim serüveninden sonra İstanbul’a geri döndüm. Ancak öyle ya da böyle aklımın bir köşesinde Rusya kalmıştı. Hani derler ya buraların havasına alışan bir insan kolay kolay geri dönemez diye, belki de öyle bir his. Söz konusu hissin belki de açılımı Nisan 2003’de gerçekleşti ve Bankadaki yeniden yapılanma süreci parelelinde Moskova’dan daimi görev teklifi geldi.
 
Açık konuşmak gerekirse beklediğim bir teklifti ancak yine de bir heyecan yaratmadı değil. Yurtdışına çıkıyor olmak, hem de Rusya gibi tarihi bir geçmişi ve gelecek potansiyeli olan bir coğrafyada çalışmak ilk bakışta insanda ister istemez bir meydan okuma hissi oluşturuyor. Tarih kitaplarında okuduğunuz dünya tarihindeki dönüm noktalarına (1917 yılı Ekim devrimi ve Sovyetler Birliği rejiminin çökmesi) şahit olmuş bu coğrafya çift kutuplu dünyayı derinden etkileyen yeni dünya düzeni kavramını literatüre tanıtan farklı bir yerleşke burası.
 
RB: Moskova’da ki Garanti Bankası yıllarınızı ve bankacılık sürecinizde ki Rusya deneyimlerinizi aktarırmısınız?
 
MV: GarantiBank Moskova’daki 13 senelik hikayem Finansal Direktör olarak başladı ve Genel Müdür ünvanı ile sonlandı. Uzun ve güzel günler geçirdim. Banka ve çalışan kadro ile aramda şu an dahi süregelen bir bağ mevcut, bir aile gibi.
Bankacılık ile ilgili olarak Türkiye ve Rusya’yı basit anlamda karşılaştırmak belki daha kolay bir anlatım yolu olabilir. Türkiye; sunulan ürün ve hizmet kalitesinin yanısıra rekabet, dağıtım kanallarının çeşitliliği, bilgi santralizasyonu ve şeffaflık konularında Rusya’dan ileride. Buna karşın sektörün büyüklüğü açısından değerlendirildiğinde Rusya’nın gerisinde olan bir ülke. Söz konusu farkı, iki ülke arasındaki ekonomik  büyüklük  dengesinin bir uzantısı olarak değerlendirmek mümkün. Temel olarak Rus Merkez Bankası’nın belirlediği kurallar çerçevesinde yönetilen sistem başladığında ve bankacılığa elveda dediğim süre içinde kendini çok geliştirdi. 2003 yılında 2000’lerin üzerinde olan banka sayısı doğal seleksiyon ve alınan yapısal önlemlerle bugün 400’lerde. Ancak değişmeyen en önemli özellik toplam sektör büyüklüğünün yarısından fazlasının devlet bankalarının kontrolünde olması.
Ayrıca; Türk bankaları olarak faaliyet gösterdiğimiz coğrafyanın siyasi ve ekonomik koşulları yurtdışında çalışan bizler için belirleyici bir unsur. Bununla birlikte Türkiye ekonomi- sinde ve/veya siyasi arenasında yaşanacak bir çalkantının da Türk kimliği taşıyan ve büyük coğrafyada nispeten küçük ölçekte işler yapan her kurum için son derece önemli olduğunun altını çizmek gerekiyor. Rusya-Türkiye arasındaki uçak krizi sonrasında yaşanan süreç yukarıda belirttiğim cümlelerin bizlere acı bir tecrübesi oldu. Bu süreç sonunda Garanti Bankası’nın hakim ortağı BBVA Rusya pazarından çıkma kararı aldı.
 
RB: Garanti Bankası genel müdürlüğünden sonra Sberbank’ta önemli bir göreve geldiniz. Bu süreç nasıl gelişti?
 
MV: Banka satış kararının başında yer alması ile birlikte Sberbank benimle temasa geçti. Sayın Svetlana Sagaidak, Sberbank’ın yurtdışı iştiraklerinden sorumlu Genel Müdür  Yardımcısı ile olumlu bir görüşme gerçekleştirdim ancak kesin kararımı hisse devrinin yapılmasından sonra vereceğimi kibarca ilettim. Benden önce birçok aday ile görüşülmüş ancak bir aday üzerinde karar verilememiş. Hisse devrini beklerken kişilik ve analitik özellikleri irdeleyen testlerden olumlu sonuçla geçtim. Nihai olarak Sayın Lev Khasis ile bir görüşme gerçekleştirdikten sonra Türkiye Ülke Direktörü olarak atamam yapıldı. Uzun, zahmetli ve zor bir süreç aslına bakarsanız ama bir o kadar da heyacanlı. Tabii sonuç olumlu olunca !!
 
RB: Sberbank ‘ın Türkiyede başarısız olduğunu düşünüyormusunuz? Sberbank’ın Denizbank macerası neden sonlandı?
 
MV: Beklentilerin gerçekler paralelinde doğru belirlenip şekillendirilmesi gerekli. Bu cümleden hareketle ben Sberbank’ın Türkiye’de başarısız olduğunu düşünmüyorum. Türk bankacılık sektörü rekabet yoğun ve zor bir pazar. Bankaların pazar payları dünden bugüne kolay değişmiyor ve mevcut koşullarda kolay da değişmeyecek bir trend içinde. Denizbank iyi biryönetim kadrosu olan ve her sene Sberbank’ın konsolide bilançosuna belirli oranda katkıda bulunan değerli bir iştirak ancak gelinen noktada Rusya’ya uygulanan Amerikan ve Avrupa Birliği yaptırım kararları bir çok büyük Rus şirketi gibi Sberbank’ın da hareket kabiliyetini zayıflattı. Ayrıca Türkiye ekonomisinin küçülme belirtilerinin 2017 yılında yavaş yavaş belirginleşmesi ile beraber karlılık kriterlerinde beklenen düşüş öngörüsü Türkiye’den çıkış kararının alınmasında önemli yapı taşları arasında diye düşünüyorum.
 
Ayrıca, Sberbank Türk-Rus ilişkilerinin uçak krizi nedeniyle gerildiği dönemde dahi Türkiye’den ayrılmayı düşünmediğini açıkça ifade ederek o günün şartlarında anlamlı bir duruş sergilemiştir. Gelinen noktada şartların beklentiler paralelinde oluşmaması ya da bundan sonra oluşmayacağını öngörerek alınan ekonomik bir kararın arkasında bir başarı ya da başarısızlık kriteri aramanın doğru bir değerlendirme olduğunu düşünmüyorum. Sonuç olarak her bir yatırım kendi ölçeğinde ve içinde bulunduğu şartlar dahilinde değerlendirilmelidir.
 
RB: Profesyonel yaşamınızda yeni bir sayfa açtınız ve inşaat sektörüne geçtiniz. Şu anda Ant Yapı’da Chief Financial Officer olarak göreve başladınız. Masanın diğer tarafında olmak nasıl bir duygu.
 
MV: Farklı bir kültürü, organizasyonu ve insan kaynağı olan bir grup inşaat sektörü. 24 yıllık bankacılık deneyiminden tabiki farklı ancak bir o kadar da kendine özgü ve dinamik. Açık konuşmak gerekirse kendimi masanın diğer tarafında görmüyorum çünkü ilişki içinde olduğumuz bankalardaki yöneticilerin bir çoğu arkadaşım. Avantajım onların ne isteğini bilmek o kadar. Sonuç olarak Banka ve ilişki içinde bulunduğu kurumların amaçları aynı, birlikte büyümek ve gelişmek. Bu çerçevede hareket edildiğinde ve ortak değerler üzerinde uzlaşma sağlandığında işler daha rahat yürüyor. Bazen onlar bizi, bazen de biz onları destekliyoruz. Ortak amaç hep daha iyisini yapmaya çalışmak. Kısaca rollerin iyi tanımlanması ve tanımlanan rollerin iyi şekilde sahnelenmesi gerekli diye düşünüyorum. Tabiki bu doğrultuda yürürken planlı, ahlaklı, adil ve samimi olmak çok önemli çünkü doğru yapılan her işin alfabesinde bu dört ana değer yer alıyor.
Sonuç olarak uzun yıllardır üst düzey yöneticilik yapan bizlerin en büyük özelliği değime ayak uydurabilme yetenekleridir. Dün bir bankada, bugün bir inşaat şirketinde, yarın ise farklı sektörde. Önemli olan uzlaşma kültürü içinde insan yönetebilmek, ortak değerler yaratıp beraber çalıştığınız insanları o hedeflere yönlendirebilmek. Bu yolda yürürken pek tabii çağın değişen düzenine ayak uydurmayı, gelişen teknolojik dünyayı takip edebilmeyi becerebilmek, teknolojiyi uygulamaların içine dahil edip verimliliği arttırmak ve kontrol ortamını geliştirmek içinde bulunduğumuz çağda eskiden olduğundan çok daha önemli.
 
RB: İdeal bir çalışan sizce nasıl olmalıdır ve buraya yeni gelen profesyonellere ne gibi tavsiyeleriniz olur?
 
MV: Güzel bir soru çünkü sorunun herkese göre farklı bir tanımı var. Bazı patron ya da yöneticler kendilerine duymak istediklerini ileten çalışanları, bazıları yaratıcıları, bazıları ise dengeyi korumayı bilenleri sever.
Benim için ise; ideal çalışan değişime ayak uydurabilen bir çalışandır. Detaylar çok önemli değil ancak ana başlık “değişime ayak uydurabilme yeteneğidir”. Değişimi istemeyen insanlarla çalışmak gerçekten yorucudur, o sebeple bir yönetici olarak beni en çok, değişimi isteyen çalışanlara ilham vermek heyecanlandırır.
Değişimin bir diğer boyutu da roller arası değişimleri ve geçişkenlikleri iyi yönetmek. Yöneticimizin atmış olduğu maillere yanıt vermeye çalışırken ya da telefon ile bizi arayan müşterilerimizin sorunlarına çözüm ararken ya da bir çalışma arkadaşımızı “bizi yanlış anladığı” konusunda ikna etmeye çalışırken farklı rollere girmiyor muyuz? Hatta “İş Hayatındaki Murat” rolü başlığı altında “Performans kaygısı taşıyan Murat”, hemen ardından çalışma arkadaşımız ile konuşurken “Adil olmaya çalışan Murat” rollerini sergilemiyor muyuz? Tam o esnada çocuğumuz bizi aradığında ise “Baba Murat” rollerini, Oscar’lık performanslarla ortaya koymuyor muyuz?
Diğer önem verdiğim değer ise “aşk” gibi yüksek bir motivasyonun, bir başlığın, değerin bulunmasıdır çalışanda. Çünkü “aşk” içinizde hissettiğiniz çok güçlü bir mekanizmadır ve onu doğru yönlendirebildiğiniz taktirde inanılmaz yeteneklerinizin olduğunu göreceksiniz. Özetle şunu belirtmek istiyorum; istisnaları olmakla birlikte yirmi dört yıllık çalışma hayatındaki tecrübem bana diyor ki; hayatta ya da işyerinde “çok çalışan” ya da “iyi çalışanlar” değil, “aşk ile çalışanlar” daha başarılı oluyorlar.
 
RB: Bu meslekte olmasaydınız, ne olmak isterdiniz? Hayalinizde yer edinen bir meslek var mıdır?
 
MV: Mevcut durumumdan memnunum çünkü işimi “aşk’ ile yapan bir kişiliğe sahibim. Diğer taraftan samimi olarak söylüyorum, “hayalimdeki meslek” şeklinde spesifik bir tanımım yok. Ancak ille de bir şey söylemem gerekiyorsa, şu anki tecrübem ve aklımla sanırım global teknoloji devlerinden birinde, inovasyon konularında yönetici pozisyonunda çalışmak isterdim diyebilirim.
 
MURAT VURAL KİMDİR?
 
1973, Ankara doğumlu. Lise eğitimini TED Ankara Koleji’nde tamamladı. 1995 yılında Gazi Üniversitesi İşletme Bölümü’nde okurken Dışbank’ta (BNP Paribas) çalışmaya başladı. Mezun olduktan sonra kısa bir süre Tütünbank (ING Bank) tecrübesi edindi ve hemen sonrasında Garanti Bankası’nda Müfettiş Yardımcısı olarak kariyerine devam etti. Askerlik dahil 7 yıl bu heyecanlı görevi sürdüren Murat Vural, hala Teftiş Kurulu’ndaki tecrübesini güzel bir okul olarak değerlendiriyor. 
Moskova denetiminden sonra kendisine önerilen sabit görev teklifini kabul ederek Garanti Bankası’nın iştiraki GarantiBank Moskova’da Genel Müdürlük unvanı da dahil olmak üzere 13 yıl süre ile çalıştı. Bankanın satış sürecini yönettikten sonra hisse devri ile beraber Sberbank’ta Türkiye iştirakinden sorumlu Ülke Direktörü olarak yaklaşık 1 sene görev yaptı. Bu süre zarfında farklı ve değerli bir tecrübe edinen Murat Vural, Ant Yapı’dan gelen teklifi kabul etti ve profesyonel bankacılık kariyerine nokta koyarak Ant Yapı bünyesinde Finans işlerinden sorumlu yönetici olarak çalışmaya başladı. 1 senedir bu görevi yürütüyor ve grubun Rusya, İngiltere ve Amerika iştiraklerinin finans işlerinden sorumlu. Bekar, 13 yaşında bir erkek çocuğu babası. İşten pek fazla vakti kalmasa da hayatını dengede tutmaya gayret ediyor. Hayvansever, bir Chihuhua sahibi. Beşiktaş Kongre üyesi. Belirli bir dönem fotoğrafçılık ile ilgilendi. Zaman buldukça hobilerini canlı tutmaya çalışıyor.
 
 

Haberi Paylaşın


RUSYA'DA EKONOMİ
Borsa Bilgileri Gerçek Zamanlıdır*
Moskova Borsası Bilgileri Yükleniyor ...
Borsa bilgileri Moskova Borsası stratejik ortağı Finanz.ru'dan alınmaktadır.
UA-3754761-52 Rusya'da Bugün