06 Ekim 2022 Perşembe
Moskova
Kısa Kısa

St.Petrsburg Ekonomik forumundan görüşler

St.Petrsburg Ekonomik forumundan görüşler
A- A+

Esat Sarı

RUTİD Başkanı (Rus Türk İş Adamları Derneği)

Esat bey, St.Petesburg Uluslararası Ekonomik Forumu’na katıldınız geçenlerde. Biraz izlenimlerinizi paylaşabilir misiniz bizimle?

Önce isterseniz geçen yıla göre bir kıyas yapalım, çünkü geçen yıl da biz oradaydık. Bu sene ilgi geçen seneye göre oldukça fazla idi. Çok Amerikan şirketler da vardı enteresan bir şekilde. Avrupalılar fazla yoktu, ama Amerikalılar vadı. Bu sene, ben geçen sene görmediğim Körfez ülkelerinden katılımcılar vardı. Bu da bana ilginç geldi. Bu sene çok hareketliydi geçen seneye göre. Demek ki ne kadar yaptırımlar olsa da ne kadar sıkmalar olsa da Rusya tekrar gündeme geliyor. Bir de Amerika bu sene şirketlerini serbest bırakmış ve dolayısıyla Amerikan şirketlerin sayısı çok fazlaydı.

St.Petesburg’taki Forumdan en çok hafızanızda kalan hususlar neler?

Benim dikkatimi daha çok Körfez ülkelerin katılımı çekti. Aslında doğru bir politika, doğru bir yaklaşım gibi geldi bana. Çünkü yaptırımlar bilindiği gibi Batıdan devam ediyor ve Rusya açısından fonlara ulaşım, paralara ulaşım sıkıntılı. Ama Körfez fonlarını çekmek bana göre akıllıca ve mümkün olan bir yaklaşım gibi geldi. Herhalde önümüzdeki dönem içerisinde Körfez fonlarını Rusya’da aktif olarak göreceğiz. Öyle bir izlenim elde ettim. Tabii bu da şunu gösteriyor. Fonlar sonuçta durduk bir yere gelmezler. Demek ki burada bir gelecek görüyorlar ve ileriye matuf bir düzeni görüyorlar.

St.Petesburg’a Suudi Arabistan’dan Dışişleri Bakanı Muhammed bin Selam gelmişti. Sankt-Petersburg Forumu çerçevesinde birkaç sözleşme imzalandı, hem askeri alanında, hem de nükleer enerji konusunsda. Suudi Arabistan’ın nükleer enerji konusunda Rusya ile bir anlaşmanın imzalanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Demek ki oralarda bir şeyler değişiyor ve değişim rüzgarı esmeye başladı. Çünkü daha önceleri Körfez ülkelerinin Rusya’ya bu kadar yaklaştığının şahidi olmamıştık zaten. Ama bu Rusya açısından çok doğru. Hem Rusya’nın içerisinde barındırdığı Müslüman nüfüsü açısından, hem de İslam İşbirliği Örgütü ile olan işbirliği açısından. Ama İran, Süriye, Mısır gibi konularda biraz daha stratejik davranılırsa zannediyorum Körfez fonları Rusya’ya daha rahat akar.

Türkiye’den de bu sene Foruma katılanların sayısı geçen seneye göre daha fazlaydı. Peki, Türk şirketleri ve Türkiye St.Petesburg Forumu’nda nasıl boy gösterebildiler?

Türk şirketleri bence ikiye ayırmak lazım. Bir, Rusya’da yatırım yapanlar, ve bir de Rusya’da yatırım yapmayıp da yatırımı düşünenenler olarak ikiye ayırmak lazım. Şimdi Rusya’da yatırım yapanlar işlerini geliştiriyor, yatırımlarını devam ediyorlar. Piyasayı bildikleri için buradaki öngörülerini daha sağlıklı yapabiliyorlar, projeksiyonlarını daha iyi yapabiliyorlar. Çünkü nereden gelip nereye doğru gittiği bunu bizzat yaşayarak içerisinde bulunarak bunu görüyorlar. Fakat Rusya’da yatırım yapmayı düşünen ve yatırımı henüz yapmamış olan şirketler açısından hala soru işaretleri var. Bence yatırım yapmayan Türk şirketleri Rusya’yı daha tam anlamış ve çözmüş değil. Bu da daha çok Türkiye’nin Rusya’ya karşı iş dünyası açısından yol haritasının olmamasından ve vizyonun olmamasından kaynaklanıyor. Fakat bununla birlikte Rusya’nın bize yani Türk şirketlerine güvenmesi gerekiyor diye düşünüyorum. Yani Türk şirketlerinden Rusya’ya zarar gelmez.

St.Petesburg Ekonomik Forumu çerçevesinde Sberbank Türk tarafıyla İstanbul üçüncü havalimanıya ilgili bir kredi anlaşması imzaladı. Sberbank’ın Türkiye’deki bu tür hareketleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tabii ki çok doğru adımlar. Bilindiği gibi Rusya Deniz Bank’ı satın alarak Türkiye’ye güçlü bir şekilde girdi. Diğer Rus şirketleri değişik pozisyonlarda faaliyet gösteriyorlardı. Ama esas ivme Deniz Bank’ın satın almasından sonra başladı. Rusya açısından bunlar tabii ki stratejik yatırımlardır. Bulunduğumuz coğrafyada Rusya ve Türkiye coğrafyamızın iki tane büyük devleti. Biz ekonomik olarak ne kadar birbirimize bağlı haline gelirsek, ekonomi açısından ne kadar ticaretimizi arttırabilirsek, bu bizim iki ülkenin daha çok işbirliği yapması manasına geliyor. Ve iki ülkenin işbirliği yapması bu coğrafyada barışın, huzurun teminatı anlamına geliyor. Dolayısıyla yatırımlarımız ne kadar çok karşılıklı artarsa, ne kadar büyük hacimlere ulaşırsa o kadar da bu coğrafyanın sigortasıdır.

St.Petesburg Ekonomik Forumu ‘Rusya’nın Davosu’ olarak biliniyor. Bununla birlikte geçtiğimiz günler Rusya’da Şanghay İşbirliği Örgütü’nün toplantısı ve BRİCS ülkelerin toplantısı gerçekleşti. Bunlar da ülkeler arasında ekonomik işbirliğinin sağlanması açısından önemli bir etkinlikler. Rusya’nın BRİCS çerçevesinde yapılan hareketleri nasıl buluyorsunuz?

Rusya çok büyük bir ülke, birde büyük bir devetçilik geleneğine sahip olan bir millet. Dolayısıyla Rusya hiç bir zaman boş kalmaz. Böyle bir organizasyonun başlatmış olması ve böyle bir organizasyonun içerisinde yer almasını ben çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü tek kutuplu dünya her zaman için sıkıntılı. Rusya’nın dünyanın değişik ülkeleriyle ekonomik açısından değişik açılımları yapmasını çok önemli olduğunu düşünüyorum. Tabii zamana ihtiyaç var. Bu çerçevede kurulacak olan bir yatırım bankası var. Bu yatırım bankasının da faaliyete başladıktan sonra daha hızlı bir katkı sağlayacağını düşünüyorum.

Geçen sene bu yaptırımlar başlandığında Türkiye için fırsatlar doğdu diye çok konuşuldu. Sizce Türkiye’deki şirketler bu imkanlardan doğru yararlanabildiler mi?

Biz Türk iş dünyası olarak bunu doğru okuyamadık. Bu yaptırımlardan da Rusya bir model değişikliğine gitmesi gerektiğini anladı. Ekonominin sadece enerjiye dayalı, sadece hammade ihracatına dayalı bir ekonominin sürdürülebilir omadığını, kalıcı bir istihdamın sürdürebilir olmadığını Rusya da çok iyi bir şekilde anladı. Fakat Rusya’daki şirketlere baktığınız zaman çok büyük devasa şirketler var ve onların çoğu zaten devlet şirketleridir. Onun dışında da Rusya’da KOBİ’ler çok gelişmiş değil. KOBİ’lerin ticaret içerisindeki payını baktığınız zaman çok yüksek değil. Yüzde yirmi iki - yirmi üçler cıvarında ki bu çok yüksek bir oran değil. Türkiye’ye baktığınız zaman yüzde altmış sekiş yüzde yetmişlere geliyor. KOBİ’lerin şöyle özelliği var: kriz durumlarında daha esnek olabilme, daha hızlı küçülüp büyüyebilme. KOBİ’ler çoğaltıkça riski de dağıtmış oluyorsunuz. Devasa şirketleri ise bir sıkıntı olduğu zaman tamir etmek kolay olmuyor. Dolayısıyla Rusya KOBİ’leri geliştirmesi gerektiğini anladı, bu konuda da bazı adımlar attı ama bu adımlar yeterli değil. Çünkü ele alınması gereken çok sorunlar var ve bu iş kapsamlı olarak ele alınması lazım. Rusya’ya bakan yönüyle bu konuda biraz daha üzerinde çalışılması gerekiyor. Türkiye’ye bakan yönüyle de, dediğim gibi Türk iş dünyasını ikiye ayırmak lazım: birileri burada real olarak iş yapanlar bir de yapmaya düşünenler. Yapmaya düşünenler icin de bir çok hurafeler var, kulaktan duyma bir sürü bilgiler dolaşıyor. Ama bu bilgiler gerçek olmayan veya aşırı derecede abartılmış olan bilgiler insanlar önünde birer set oluyor. Bu setleri atlamak ve geçmek çoğu zaman kolay olmuyor. Dolayısıyla biz Rusya’daki durumu doğru anlamadık, Rusya ise gerektiği kadar bu konuda adım atamadı. Ama bana göre Rusya’nın çıkış yolu KOBİ’leri geliştirmektir. Bu açıdan baktığınız zaman da bu konuda etraftaki en tecrubeli, en esnek, en hızlı hareket edebilen, kabiliyetli ve bu işi bilen ülke Türkiye. Burada Türk ve Rus ortaklığımızı ve birlikteliğimizi biraz daha geniştirmemiz lazım. Bu işi bir kompleks proje olarak ele alabilirsek, işte teşviğinden başlayarak istihdam edeceğiniz elemanına kadar, onların yetiştirmesinden tutun da bunun çeşitlendirmesine kadar çok farklı noktalardan bir proje olarak ele alıp eğer üzerine gidilirse bu işte daha hızlı yol alınabilir diye düşünüyorum. Bununla birlikte Rusya’nın Türk iş adamlarına güvenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda biraz sıkıntı olduğunu görüyorum, sanki. Biz Türk iş dünyası olarak Rusya’da sorun yapacak insanlar değiliz. Rusya bu konuda bize güvenebilir.

Haberi Paylaşın


UA-3754761-52 Rusya'da Bugün